ŞEV STABİLİZASYONU VE EROZYON KONTROL YÖNTEMLERİ

 Dünya çapında her geçen gün gelişen teknoloji, hızla artan nüfus ve değişim gösteren sosyolojik faktörler direkt ve endirekt şekilde inşaat sektörü ile etkileşim ve karşılıklı reaksiyon halindedir. İnşaat sektöründeki ilerlemeler ve yenilikler, günümüzde önemi her geçen gün artan konaklama, ulaşım, lojistik, sanayi ve doğa koruma alanlarında farklı ve sürdürülebilir çözümler ile imalat birimleri ortaya koymaktadır. Bu bağlamda özellikle ülkemiz ve orta Asya ülkelerinde hızla artan; prestijli ve kapsamlı otoyol, yaşam alanı, hava ve deniz limanları, baraj, sosyal alan ve kentsel dönüşüm projelerinde kaçınılmaz imalat birimleri yer almaktadır. Bu imalat birimleri arasında; doğal hali fiziki faktörlerle değişikliğe uğrayan jeolojik yapıların ortaya çıkardığı yarma şevleri, yapay yöntemlerle ve harici malzemelerle oluşturulan dolgu şevleri ve de doğal meyilli yamaçlar yer alırken bu tip eğim ihtiva eden yapılar azami önem ve tehlike arz etmektedir.

Söz konusu tehlikelerin en birincili ise erozyon diye tabir edilen yer çekimi kanunları doğrultusunda yüzey hareketlenmeleridir. Öncelikle erozyon hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor.

Erozyon: Bir diğer anlamı aşınma-aşınım olan erozyonun etkenleri arasında rüzgar vb. fiziki etkenler de olsa başlıca etkeni su; yani yağmur, kar, sel ya da bilinçsiz sulamadır. Erozyonun etki ve sonuçları yıkım, kaza, ölüm ve afettir. Erozyon; yüzey hareketleri ile başlayarak kütle hareketlerine dönüşür, hızlanan kütle hareketleri ise ivme kazanarak daha büyük kopmalara, yarıklara, çökmelere ve yıkımlara yol açar.

İnşaat ve Peyzaj sektöründe uzun yıllar meyilli arazilerin ve yamaçların hareketlerini kontrol altına alabilmek ve stabilizasyonunu sağlayabilmek için mekanik teraslama, yapısal malzemeler ve hücresel dolgu sistemleri gibi maliyetli yöntemler kullanılmaktadır. Ancak gelişen teknoloji ve mesleki alanlardaki yenilikler son yıllarda karşımıza farklı yöntemler de sunmaktadır. Bu yöntemler içerisinde doğal ve sürdürülebillir olması açısından optimum çözüm sağlayan hydroseeding (sulu tohumlama) ve hydromulching (sulu malçlama) yöntemleri ön plana çıkmakta ve Natural Peyzaj olarak her iki uygulamanın da farklı kombinasyonlarını, profesyonel ekibimiz ve makine ekipmanlarımız ile hayata geçirmekteyiz.  

 Hydroseeding Nedir?

Terim anlamı sulu tohumlama ya da püskürtme çim olan hydroseeding yöntemi; genel anlamı ile tohum, gübre, yapıştırıcı ve mulch ürünlerinin hydroseeder makinesi tankı içerisinde teknik oranlarda karıştırılarak yine makine hortumu ya da atış monitörü ile toprak yüzeyine püskürtülmesi  yöntemidir.

Kullanım alanı olarak geniş bir yelpazeye sahip olan yöntem; peyzaj alanlarında imalat hızı ve ekonomisi yönünde tercih edilmektedir.

Hydroseeding yöntemi ile erozyon ve toprak hareketleri kontrol altına alınabilmektedir. Özellikle otoyol gibi büyük ölçekli projelerde karşılaştığımız yarma ve dolgu şevlerinde toprak stabilizasyonu ve buna istinaden şev hareketleri kontrolü sağlayan yöntem, ihtiva ettiği malç, yapıştırıcı vs. ürünler ile toprak yüzeyinde ortalama 6 ay boyunca kalmaktadır. Bu süreçte toprağa nüfus eden malç ürünleri, karışım içerisindeki tohumlara yastık olacak ve başlangıç gübreleri ile tohumun sağlıklı biçimde gelişmesini sağlayacaktır.

Ancak kök yapısının daha derinlere nüfus ederek  vejetasyon tabakasını geliştirmek ve uzun yıllar sağlıklı bir yeşil örtü elde ederek başarılı bir şev stabilizasyonu sağlayabilmek için hydroseeding uygulaması yapılacak olan yüzeyler  vejetatif unsurları barındıran ve uygun nebati toprak özelliğinde olması gerekmektedir.

Hydromulching Nedir?

Genel anlamı ile malçlama; bitki ve kök gelişimine uygun ortamı sağlamak için ağaç kabukları, hızar tozu, yaprak, sap, saman, ağaç yongası, bitki lifleri gibi doğal ya da sentetik malzemelerin yüzeye serilmesidir.

Günümüzde tamamı doğal ya da az miktarda sentetik malzemeler içeren malç ürünleri geliştirilmiştir. Bu ürünler, içerikleri ve fiziki yapıları itibariyle uygulanan yüzeylerde 2 yıla kadar kalıcılık sağlamaktadır. Toprak özellikleri bakımından çok fakir yüzeylerde, dik ve nebati toprak serilmesi uygun olmayan şev ya da yamaçlarda, eğim ya da zemin tekstürü nedeni ile toprak işleme ya da çalışma faaliyetlerinin mümkün olmadığı alanlarda hydromulching yöntemi ile vejetatif tabaka oluşturma, köklendirme ve yaşamsal faaliyet başlatarak şev stabilizasyonunda başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Hydromulching yöntemi uygulama olarak hydroseeding yöntemi ile benzerlik göstermektedir. Her iki yöntemde de malç, tohum, gübre, yapıştırıcı vs. malzemeler hydroseeder makinesi mikseri ile uygun teknik reçetelere istinaden karıştırılır ve püskürtme ile uygulama yüzeyleri homojen şekilde kaplanır. Ancak hydromulching yönteminin hydroseedingten farkı ilk olarak kullanılan malç materyalidir. Bu yöntemde kullanılan malç, yapı itibariyle daha zengin ve yoğundur, uygulama genellikle 2 kat yapılır ve uygulanan ürünün gr/m² oranı oldukça yüksektir, ayrıca uygulanan zeminlerde 2 yıla kadar kalıcılığını korur. Kullanılan yapıştırıcı etkenler ve malcın kendi tekstürü ile dik yamaçlarda tutunur ve kaymaz. Bu sayede ihtiva ettiği tohumların bu süreçte başarılı bir şekilde gelişimini sağlayarak uygulama alanlarında sağlıklı ve başarılı bir vejetatif tabaka oluşumunu sağlar. Oluşan vejetatif tabaka ve kök yapısı sayesinde öncelikle yüzey hareketleri ve akışları kontrol altına alınarak bu sayede daha büyük toprak hareketleri, erozyon ve şev kaymalarının önüne geçilir.      

 

İlgili Projeleri Gör